Trump’ın ek gümrük tarifeleri küresel ticarete dair endişeleri öne çıkartırken, finansal piyasalarda risk algısını arttırdı. Borsalarda sert satışlar görülürken, altın ve tahvil gibi güvenli liman varlıklara yönelim ise dikkat çekti…

ABD’nin devreye aldığı ek gümrük tarifeleri birçok küresel etkiyi de beraberinde getirecektir. Nitekim başta Çin, Japonya ve Avrupa Birliği (AB) olmak üzere tarife getirilen ülkeler karşı tarife uygulamalarına gidecekleri yönünde açıklamalarda bulundu. Bunun yanı sıra, Çin’in alternatif pazarlara yönelimi, küresel rekabetin artmasına bağlı fiyat baskısı oluşması ve ABD özelinde üretim maliyetlerinin artması ile enflasyonda yukarı yönlü riskler gibi başka birçok küresel etki de söz konusu olabilir.

Tarifeleri ve tarifelerin küresel taraftaki yansımalarını önümüzdeki süreçte izlemeye devam edeceğiz. Ancak bugünkü yazımızda biraz daha ABD’nin ek gümrük tarifelerinin Türkiye’ye olası etkileri üzerinde duralım. Öyle ki, tarifeler kapsamında tedarik zincirinde yaşanacak değişimlerin birçok ülkeye ve Türkiye’ye de dolaylı ve doğrudan etkileri söz konusu olacaktır. Ayrıca açıklanan ek gümrük tarifeleri kapsamında Türkiye’ye de yüzde 10 oranında tarife uygulanması kararı verildi.

Tarifelerin Türkiye’ye dolaylı ve doğrudan etkilerinin yanı sıra olumlu ve olumsuz şekilde de yansımasız söz konusu olacaktır. Her şeyden önce ABD’nin gümrük vergileri sonrası ticaret savaşlarının derinleşmesi, küresel ekonomik riskleri artırarak doların değerinde dalgalanmalara yol açabilir. Buna bağlı olarak hammadde ve ara malında ithalatçı konumunda olan Türkiye bu durumdan negatif etkilenebilir. Diğer yandan uluslararası ticaretin yavaşlaması ve Çin’in AB ve Orta Doğu pazarlarında daha agresif bir ticaret stratejisine gitmesi, Türkiye’deki ihracatçılar için rekabeti zorlaştırarak, Türkiye’nin ihracatını azaltıcı etkiye yol açabilir. Özellikle demir-çelik, tekstil, otomotiv yan sanayi ve beyaz eşya gibi Türkiye’nin Çin ile rekabet ettiği alanlarda, ABD’ye ihracatının sınırlanmasıyla Çin’in farklı pazarlara yönelmesi, bu sektörlerde fiyat baskılanması yaratarak Türkiye’nin dış ticaretini olumsuz etkileyebilir. Yine de, Çin’in küresel üretim kapasitesi ve düşük maliyetli iş gücü avantajına karşı Türkiye, coğrafi konumu, lojistik avantajları ve Avrupa pazarına yakınlığıyla öne çıkıyor.

Tarifelerin, Türkiye ekonomisi için olası avantajları ise ABD’nin Çin’den ithalatını azaltmasına bağlı olarak yine tekstil, mobilya, otomotiv yan sanayi ve makine gibi sektörlerde Türkiye’nin ABD pazarından daha fazla pay alması söz konusu olabilir. Bu noktada yine Türkiye’nin coğrafi konumu ve lojistik alandaki esnekliği avantaj sağlayabilir. Diğer yandan ABD’nin, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarları arasında yer aldığı ve ABD’nin diğer ülkelere kıyasla/görece yüzde 10 gibi düşük bir tarife uygulaması da bu süreçte Türkiye için destekleyici olabilir. Ayrıca yüksek tarifelerin etkisini azaltmak isteyen ülkelerin, ticaret yapabilecekleri alternatif ülkelere yönelmeleri, Türkiye için üretim ve tedarik konusunda pozitif katkı sağlayabilir.

Sonuç olarak ABD’nin ek gümrük tarifeleri beraberinde birçok belirsizlik ve riski getirmekte. Türkiye de bu durumdan olumlu ve olumsuz şekilde etkilenebilme potansiyeline sahip. Kümüle etkinin ise zaman içerisinde netleşmesi söz konusu olacaktır. Bunla birlikte, Türkiye’nin bu süreçte dolaylı ve doğrudan yeni yatırımlar çekmesi ve bu yatırımları üretime dönüştürebilmesi orta ve uzun vadede tarifelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olası negatif etkilerini azaltabilir.