Telefonumda şimdi ne olduğunu unuttuğum bir konuşma dinliyordum. O sırada telefonum çaldı. Bildiğim kadarıyla telefon çaldığında dinlediğiniz konuşma kesilir ama bu kez öyle olmadı. Telefonu açtım, gazeteci bir arkadaşım arıyordu. Ama bir tuhaflık vardı; hem telefon çalmadan önce dinlediğim o konuşma devam ediyordu, o ses geliyordu kulağıma, hem arayan gazeteci arkadaşımın sesi...

Arkadaşım doğrudan konuya girdi:

“Ne diyorsun mart ayı enflasyonuna, yüzde 3,4’e” dedi. “Bir de bu oranla ilgili detaylı değerlendirme yapıldı ya, senin o konuda ne düşündüğünü öğrenmek istiyorum.”

Enflasyonun açıklandığı her gün saat 10.00’da orana bakardım ama nedense bu kez bakmamıştım, o detaylı değerlendirmeden ise hiç haberim yoktu.

Hayretle “Mart enflasyonu yüzde 3,4 mü geldi” diye sordum ve “O değerlendirmeyi kim yaptı, hele ondan hiç haberim yok” diye devam ettim.

Rüyamız bile sınırlı!

Artık enflasyon düşüne düşüne, yaza yaza rüyalarımız bile adeta bu konuyla sınırlı hale geldi!

Aktardığım gerçek bir konuşma değil, dün gece gördüğüm rüya!

Aylık yüzde 3,4 artışı duyunca rüyamda bile epeyce şaşırdım. Çünkü rüyamda yüzde 2,5’lik tahminimi de hatırladım ve arada niye bu kadar fark oluştuğunu düşündüm.

Sonra uyandım. Uyandım ama perşembe günü açıklanacak oranı daha fazla merak ettiğim bir sabaha uyandım.

Yok, herhalde olmazdı; mart ayındaki artış en geniş aralıkta yüzde 2-3 arasında gelirdi ve yüzde 3’ün üstüne çıkılması çok zordu. Tahminler de zaten yüzde 2,5 dolayında yoğunlaşıyordu.

Gerçi İTO'nun İstanbul için hesapladığı tüketici fiyat endeksi martta yüzde 3,79 artmıştı ve bu açıdan yüzde 3,4 çok şaşırtıcı olmazdı ama yine de TÜİK'in oranının yüzde 3'ü aşacağı pek beklenmiyordu.

Erkene alınmış rüya!

Acaba benim rüyama giren yüzde 3,4’lük artış nisan ayının oranı olabilir miydi?

Bakın bu pekala mümkündü. 19 Mart’ta başlatılan süreç etkisini geçen ay sınırlı bir şekilde göstermişti. Zaten o tarihe kadar başta akaryakıtta olmak üzere başlıca fiyatlarda ılımlı ötesi olumlu denilebilecek bir seyir gözlenmiş ve bu sayede 19 Mart sonrasında bozulan tablo ayın tümü için çok fazla etkili olmamıştı.

Döviz kurunda daha sonra normal sayılabilecek düzeye inilmiş olsa da bir ara yaşanan zıplama da fiyatlar üstünde fazla bir etkide bulunmamıştı.

Bunlar mart ayı için ne kadar olumluysa, martta düşük bir baz oluşmasından ötürü aynı şekilde nisan için de o ölçüde olumsuzluk kaynağı haline gelmişti.

Enflasyonun ay sonundaki değil, ay ortalamasındaki fiyatlar dikkate alınarak hesaplandığını hatırlatarak geçenlerde akaryakıt fiyatlarından hareketle şöyle bir örnek vermiştim:

“Akaryakıtta halen geçerli olan fiyatlar, yani mart ayının son günlerindeki fiyatlar, mart ortalamasından yüksek. Ama mart ayının ortalamasındaki fiyatlar, şubat ortalamasından düşük. Benzin için örnek verirsek...

Benzinin şubat ortalamasındaki fiyatı (örneğin) 45 lira, mart ortalamasındaki fiyatı 43 lira, son fiyatı ise 46 lira. Şu durumda benzin mart ayı enflasyonunu aşağı çeken bir etki (45’ten 43’e iniş) yapacak.

Ve diyelim ki benzine nisan ayında hiç zam gelmedi, indirim de söz konusu olmadı, mart sonundaki fiyat nisan ayı boyunca sabit kaldı. Şu durumda mart sonundaki 46 lira, nisanın ortalaması olacak. Yani nisanda hiç zam gelmemiş olsa bile benzinin enflasyon hesabında dikkate alınan fiyatı 43’ten 46’ya çıkacak, bu da enflasyonu yukarı itecek. Bir de yeni zamlar gelirse artış çok daha fazla olacak.”

Elektriğe kullanım miktarındaki değişime bağlı sessiz sedasız zam geliyor.

Bayram zamları deseniz mart ayına sınırlı ölçüde yansıdı ve onlar da nisanda endekse girecek.

Hani televizyonların programlarını tanıtırken pek sevdikleri ama ne anlama geldiği fazla da anlaşılamayan “gözde” bir sloganları var ya, “hepsi ve daha fazlası” diye; ben de aynı şekilde söyleyeyim “bu gerekçelerin hepsi ve daha fazlasını” nisan enflasyonunda gördüğümüzde öyle anlaşılıyor ki mart ayını arayacağız.

İşte o yüzden diyorum ya, belki de benim rüyalarıma giren(!) yüzde 3,4’lük oran nisana aittir diye...

Ama eğer mart yüzde 3'ün üstünde gelirse nisan oranı muhtemelen daha yukarıda olacaktır.

O değerlendirme kimin?

Yüzde 3,4’ü çözdük! Öyle varsayalım; muhtemelen nisanın oranı.

İyi de o detaylı değerlendirme kime ait?

TÜİK böyle bir değerlendirme yapmaz, onu biliyoruz.

Merkez Bankası aylık enflasyona ilişkin değerlendirmeyi ertesi gün yapar. Hem Merkez Bankası’nın aylık fiyat gelişmeleri raporu daha çok durum tespiti niteliğindedir.

Oysa bu değerlendirme sanki bir uyarı niteliğindeymiş, ben öyle anladım.

Türkiye’de enflasyon yüksek çıkıyor diye kim kimi uyarır ki? Bir uyarı söz konusu olacaksa o en fazla “Enflasyon yüksek çıkmasın” diye olur.

Acaba” dedim kendi kendime, mart ayında yüzde 2,5 dolayında beklenen oranı, nisanın (mesela) yüzde 3,4’ü izlerse yıllık oranlar nasıl seyreder?

Bu oranlara göre şubat sonunda yüzde 39 olan oran mart sonunda yüzde 38,2’ye iniyor ve nisan sonunda yönünü yeniden yukarı çevirip yüzde 38,5’e çıkıyor.

Ve “Acaba” diyerek devam ettim:

“Yoksa detaylı değerlendirme şeklinde gördüğüm 22 Mayıs’ta açıklanacak yılın ikinci enflasyon raporu muydu? Merkez Bankası yılın ilk enflasyon raporunda yüzde 21’den yüzde 24’e yükselttiği enflasyon tahminini acaba 22 Mayıs’ta yüzde 27 ya da 28’e mi yükseltecekti, bunu mu görmüştüm?”

•    Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com