Bu köşede dün “Mart enflasyonu yüksek gelmeyebilir ama ya sonra” diye başladığım yazımı “Sonraki aylar ne olacak; o da başka bir yazıya” diye bitirmiştim.
İşte kaldığım yerden devam edeceğim ama dünkü yazımı da kısaca hatırlatmak istiyorum. Enflasyonun temel belirleyicisi iki kalemdeki değişim...
Biri döviz kuru. Bu ay bir dolar ve bir eurodan oluşan sepet kurda geçen aya göre yaklaşık yüzde 4 artış var. Son bir yılın en yüksek aylık oranı olan bu oran enflasyonu yukarı itecek bir etken.
Ramazana ilişkin bir dizi adetimiz var, yüksek oranlı zam yapmak da bu adetlerden biri haline geldi. Dolayısıyla Ramazan zamları da aylık oranı yukarı itecek.
Enflasyonda büyük önemi olan ama mart oranı üstünde fazla baskı yapmayacak kalem ise akaryakıt zamları. Her ne kadar bir haftadır yaşanmakta olan gelişmelerden dolayı akaryakıta son günlerde peş peşe zam gelmiş olsa da enflasyon hesaplaması aylık ortalama fiyatlar üzerinden yapıldığı, akaryakıt fiyatları da son zamlara rağmen mart ortalamasında şubat ortalamasının altında kaldığı için buradan pek bir baskı gelmeyecek.
Bütün bunlardan yola çıkarak mart ayında TÜFE artışına ilişkin tahminimin yüzde 2,5 dolayında olduğunu, bu oranın yüzde 3’ü aşmasını pek beklemediğimi belirttim.
Ya sonra?
Mart ayındaki artış yüzde 2,5 olursa yıllık oran yüzde 38,2’ye inecek. Aylık yüzde 2,5 ile ilk çeyrekteki artış da yüzde 10 olarak gerçekleşecek.
İlk çeyrekteki artışın yüzde 10’u bulmasından sonra yüzde 24’lük tahmin için yılın son dokuz ayı toplamında yüzde 13’lük, yıllık gerçekleşmenin yüzde 30 olacağı varsayımıyla ise son dokuz ay toplamında yüzde 18’lik bir alan kalacak.
Biraz sonra değineceğim; piyasa katılımcılarının Mart 2026 için dile getirdikleri tahmin Merkez Bankası’nın bu yıl sonu için ifade ettiği tahminle hemen hemen örtüştü. Şimdi bu da “Bakın işte tahminler de Merkez Bankası’na yaklaşıyor” diye yorumlanabilir. Bir kere arada üç ay olduğu gerçeğini, yani Merkez Bankası’nın bu yıl sonu için yüzde 24 tahmin ettiğini, piyasa katılımcıların yüzde 24,55’lik tahminlerinin ise Mart 2026’ya ilişkin olduğunu unutmamak gerekir. Ayrıca reel sektör ve hanehalkının tahminlerinin hâlâ çok yüksek olduğu gerçeği de ortada.
Aranıyor! Ne mi aranıyor?
Güven, güven! Zaten doğru dürüst oluşturulamayan ve son bir haftada adeta tümden yok olan güven!--- Şimdi martta enflasyon yüzde 2,5 olsa ne olur ki; hadi bilemediniz daha düşük gelsin de yüzde 2 olsun.
Hangi politik pencereden bakıldığının da hiç önemi yok. Zaten çok az olan güven iyice kayboldu ve ne kadar ilginçtir ki her geçen gün kırıntı halinde kalan güveni daha da yok edecek adımlar atılıyor.
Geçen çarşamba günü başlayan o müthiş dalgalanmadan sonraki günlere, özellikle bu haftanın ilk üç gününe bakıyoruz; bazı kesimler sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmaya, belki daha doğru bir ifadeyle tasarruf sahibinin böyle davranmasını sağlamaya çalışıyor.
Şimdi son birkaç gündeki gelişmelere bakılarak, özellikle döviz ve borsa cephesindeki gelişmeler gözetilerek Türk siyaset tarihinin en büyük kaoslarından birinin “kazasız belasız” atlatıldığı söylenebilir, böyle bir beklentiye girilebilir mi?
Bu büyük bir hayalcilik, olan biten her şeyi pembe gözlüklerle okumak olur.
Bundan sonra herkes diken üstünde olacak. Merkez Bankası’nın faizi “artırmıyormuş gibi yapıp aslında artırmasının” sonuçları yaşanacak. Naci Ağbal’ın Merkez Bankası Başkanı olduktan sonraki ilk icraatlarının başında gelen “politika faizini, haftalık repo ihale faizi yapma” kararının terk edilmesi bile olağanüstü bir dönemden geçildiğinin işareti değil mi?
Nisan zamları sırada
Dün de yazdım, girişte de özetledim; enflasyon hesabı ay ortalamasındaki fiyatlar üzerinden yapılır. Tabii ki akaryakıtta da böyledir. Şimdi akaryakıtta mevcut fiyatlar mart ayı ortalamasından yüksek. İşte bu fiyatlar hiç değişmeden nisan ayında da uygulanırsa nisanın TÜFE’de dikkate alınacak akaryakıt zamları şimdiden belli. Benzin nisan enflasyonu hesaplanırken yüzde 3, motorin yüzde 2 zam görmüş şekilde işlem görecek. Şimdiki fiyatlar hiç değişmese bile.
Dolayısıyla akaryakıt fiyatları (nisanda belirgin bir indirim olmadığı takdirde) şimdiden cepte! Elektriğe yüzde 25 zam geleceği ifade ediliyor ve bu konuda “Hayır olmayacak” diyen, yalanlayan kimse yok.
Zaten elektrikte belli bir kullanımı aşanlar çoktan zammı yaşamaya başladı.
Akaryakıt mart enflasyonunu doğrudan etkilemese ve aşağı çekecek etki yapsa da nisan için tam tersinin gerçekleşeceği ortada. Üstelik bu kez dolaylı etkiler de görülecek. Hele hele önümüzdeki dönemde kur yükselir ve yeni zamlar gelirse yukarıda aktardığım oranlar daha da artacak.
Aynı şekilde elektrik de tüm mal ve hizmetlerde girdi olduğu için yoğun bir yansıma gözlenecek.
Şu durumda mart enflasyonu yüzde 2 ya da 2,5 gelse, hatta daha düşük açıklansa ne olur ki? Martta henüz pek bir şey olmadı; biz hele gelecek ayları bir görelim...
Hanehalkının enflasyon beklentisinde iyileşme yok
Merkez Bankası mart ayına ilişkin sektörel enflasyon beklentilerini açıkladı ama bu beklentiler bugünün gerçeğini ve gerçek beklentisini yansıtmaktan uzak.
Merkez Bankası bu beklentilere ilişkin çalışmayı her ayın ilk iki haftasında gerçekleştiriyor; açıklamanın yapılması için ise bir on gün daha geçiyor. Açıklama genellikle her ayın 25-26’sı gibi yapılıyor. Dolayısıyla ilk iki haftada derlenen bilgiler, 19 Mart’tan bu yana yaşanmakta olan keskin dalgalanma ve güvensizliği yansıtmıyor. Beklentiler gerçek tahminleri yansıtmaktan uzak derken kastettiğim bu. Merkez Bankası’nın açıklamasına göre piyasa katılımcılarının şubatta yüzde 25,26 olan bir yıl sonrasına ilişkin enfl asyon beklentisi martta yüzde 24,55’e, reel sektörün beklentisi ise yüzde 41,90’dan yüzde 41,10’a geriledi. Buna karşılık hanehalkının beklentisi yüzde 59,18’den yüzde 59,25’e yükseldi.
Son bir haftada olan biten etkilememiş olmakla birlikte hanehalkının enfl asyon beklentisinin yine de yükselmiş olması dikkate alınması ve “Bu beklenti niye düzelmiyor” diye üstünde düşünülmesi gereken bir durum.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.